![]() |
|---|
ALLAH’IN YARATMA İLMİ Sitenin başından bu yana "Allah'ın canlıları evrimle yarattığı" iddiasıyla ortaya çıkan inançlı evrimcilerin içinde bulundukları büyük yanılgıyı inceledik. Bu kimseler diğer evrimciler gibi doğrudan "canlılar tesadüfen oluşmuştur" demez, ancak Allah'ın evrimle yarattığı yanılgısını savunarak, Darwinizm'e bazı noktalarda -isteyerek ya da istemeyerek- destek verirler. Onların bu hatalı bakış açılarına göre Allah canlı türlerini yaratırken mutasyon ve doğal seleksiyon gibi evrim mekanizmalarını kullanmıştır ve bu hiçbir dayanağı olmayan bir iddiadır. Ancak önceki bölümlerde belirttiğimiz gibi, ne doğal seleksiyonun ne de mutasyonun yeni bir canlı türü meydana getirmediği, yani evrimleştirici bir gücü olmadığı bilimsel gelişmelerle ortaya çıkmıştır. Evrimsel yaratılış yanılgısını savunanların iddiasına göre ise – ki bu hiçbir şekilde doğru değildir- Allah canlıların genetik yapılarında mutasyonlar yoluyla birtakım değişimler meydana getirmekte ve böylece onlara faydalı organlar kazandırmaktadır. Ya da yine bu gerçek dışı iddiaya göre Allah önce ilkel canlılar yaratmakta, sonra onları kompleks canlılar haline getirmek, onları mükemmelleştirmek için doğal seleksiyonu kullanmaktadır. Doğal seleksiyon mekanizmasıyla bir canlıya organ eklemekte ya da önceden yarattığı bir organı körelterek, çıkarmakta, bir türü bir başka türe dönüştürmektedir. . (Allah'ı tenzih ederiz) Bilimsel gelişmelerden haberdar olmayan bir insan, üstelik evrim teorisini de desteklemek istiyorsa bu yanlış tip çıkarımlar yapabilir. Ancak bu iddia bilimsel gerçeklere tamamen aykırıdır. Üstelik ilerleyen bölümlerde de değinileceği gibi, Kuran’da bu şekilde bir yaratma fiilinden bahsedilmemektedir. Bir noktayı belirtmek gerekir: Elbette ki Allah dileseydi canlıları evrimle de yaratabilirdi. Ancak Kuran’da bu yönde bir bilgi yoktur, evrimcilerin öne sürdüğü gibi türlerin aşama aşama oluşumunu destekleyecek tek bir ayet bile bulunmamaktadır. Bilim de bu iddiaların geçersizliğini ortaya koymaktadır. Durum bu kadar açıkça ortadayken, evrim teorisini savunmanın Müslümanlar açısından açıklanabilir bir yönü yoktur. Tek neden ise ilk bölümde de vurguladığımız gibi bilgi eksikliği, evrimciler karşısında duyulan psikolojik eziklikler ve evrimcilerin çoğunluk oldukları için haklı olduklarını zannetme benzeri yanılgılardır. ALLAH TÜM KAİNATI YOKTAN VAR EDENDİR Allah dilediğini dilediği şekilde ve zamanda, örneksiz olarak yaratan, yoktan var edendir. Her türlü eksiklikten uzak olan, hiçbir şeye ihtiyaç duymayandır. Dolayısıyla Allah'ın yaratması için de hiçbir sebebe, araca, aşamaya ihtiyaç yoktur. Dünyada herşeyin belli sebeplere, doğa kanunlarına bağlı olması kimseyi yanıltmamalıdır. Allah, tüm bu sebeplerin yaratıcısı olarak bunlardan tamamen münezzehtir. Göklerin ve yerin Rabbi olan Allah, dilediği takdirde bu sebepleri de ortadan kaldırabilir. Örneğin Allah dilerse insanları akciğere ihtiyaç duymaksızın, havadan oksijen solumalarına gerek olmadan hayatta kalacakları şekilde de yaratabilir. Dolayısıyla Allah'ın bir akciğeri zaman içinde evrimleştirerek mükemmel hale getirmeye ya da bir başka mekanizma meydana getirmeye ihtiyacı yoktur. Bu yüzden insanın Allah'ın büyüklüğünü, gücünü düşünürken de kendi duyularının ve aklının sınırlarıyla düşünmesi çok büyük bir yanılgı olur. Biz zaten Allah'ın dilediği ölçüde bilebilir, dilediği kadarından haberdar olabiliriz. Şunu da belirtmek gerekir: Allah dilerse yaratmada belirli safhalar kullanabilir. Örneğin bitkiyi tohumdan çıkarır veya insanı tek bir sperm ile yumurta hücresinin birleşmesinden, aşama aşama yaratır. Fakat bu safhaların –ileride de detaylandıracağımız gibi- evrim iddiası ile hiçbir ilgisi yoktur. Hiçbir aşamada şansa, tesadüfe, başıboşluğa yer yoktur ki, evrim teorisinin temel iddiası rastgele, şuursuz tesadüflerle, kendi kendine meydana gelen olaylardır. Bir bitkinin meydana gelişinin ya da tek bir hücrenin "en güzel surette" yaratılmış olan bir insan haline dönüşmesinin her safhası, Allah'ın sonsuz kudreti ile yaratılmış, mükemmel sistemler sayesinde gerçekleşir.
Allah yerleri, gökleri ve ikisi arasındaki herşeyi, tüm canlıları yalnızca dilemiş ve yaratmıştır. Bu, Allah için son derece kolaydır. Kuran'da da bu gerçeğe işaret edilmiş ve Allah'ın yaratışı hakkında şunlar bildirilmiştir:O, gökleri ve yeri hak olarak yaratandır. O'nun "Ol" dediği gün (herşey) oluverir, O'nun sözü haktır… (Enam Suresi, 73) Onu istediğimizde herhangi bir şey için sözümüz, ona yalnızca "Ol" demekten ibarettir; o da hemen oluverir. (Nahl Suresi, 40) Dirilten ve öldüren O'dur. Bir işin olmasına hükmetti mi, ona yalnızca: "Ol" der, o da hemen oluverir. (Mümin Suresi, 68) Allah için "yaratmak" son derece kolaydır. Bunun için ayetlerde bildirildiği üzere, sadece "Ol" emrini vermesi, yani dilemesi yeterlidir. Kuran'da Allah'ın evreni ve canlıları mükemmel bir şekilde yarattığı pek çok ayette bildirilmektedir. Bu durumda inançlı kimselerin bu açık gerçeğe karşı zorlama izahlar getirmeleri, "Allah canlıları evrimle yaratmıştır", "yaratırken mutasyonları, doğal seleksiyonları, maymundan insana geçiş aşamalarını kullanmıştır" şeklinde tutarsız iddialarda bulunmaları büyük bir yanılgıdır. Kuran'da bu yönde hiçbir açıklama olmadığı, bilimsel deliller de bunu reddettiği halde zorlama izahlarla, belki de evrimciler tarafından kabul görebilmek ümidiyle bunu yapmaları çok yanlış olur.
Allah evrendeki tüm kanunları kendi yapar ve onları istediği şekle sokar. Allah dilediğini dilediği anda gerçekleştirendir. Allah gökte ve yerde olan herşeyi sarıp kuşatan, herşeye kudretiyle hakim olandır. Kimi insanlar ise Allah'ın gücünü kavrayamamakta, O'nu kendi sınırlı akıllarıyla değerlendirmektedirler. Allah Kuran'da bu insanların varlığını şöyle haber vermiştir:Onlar: "Allah, beşere hiçbir şey indirmemiştir" demekle Allah'ı, kadrinin hakkını vererek takdir edemediler... (Enam Suresi, 91) Onlar, Allah'ın kadrini hakkıyla takdir edemediler. Şüphesiz Allah, güç sahibidir, azizdir. (Hac Suresi, 74)
Yukarıdaki ayetler insanı mükemmel biçimde, yani şimdiki haliyle bir anda yaratanın Allah olduğunun delillerindendir. Halbuki evrimcilerin iddia ettikleri ara geçiş formları ayetteki ifadenin tam tersine çirkin bir yapı sergilemektedirler. İnançlı insanların evrim teorisine ihtimal vermeden önce bu gerçeği de gözden geçirmeleri gerekmektedir. Allah tüm canlıları evrime gerek olmaksızın birdenbire ve kusursuz bir biçimde yaratmıştır. Kuran'da bu açık gerçek şöyle bildirilmektedir:O Allah ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, 'şekil ve suret' verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir. (Haşr Suresi, 24) Allah için yaratmanın ne derece kolay olduğu Kuran'da şöyle bildirmiştir:Gökleri ve yeri yaratan, onların bir benzerini yaratmaya kadir değil mi? Elbette (öyledir); O, yaratandır, bilendir. (Yasin Suresi, 81) ALLAH'IN FARKLI YARATMA ŞEKİLLERİ Evrimsel yaratılış yanılgısına inanan çevrelerin göz ardı ettikleri bir diğer önemli konu da Allah'ın farklı yaratma şekilleridir. Allah insandan ve hayvandan çok farklı yaratılışa sahip canlıları da var etmiştir. Melekler ve cinler bu canlıların başında gelmektedir. Aşağıda, Allah'ın Kuran'da bildirdiği yaratılış şekillerinden bir kısmına yer verilmektedir. İKİŞER, ÜÇER, DÖRDER KANATLI MELEKLER Melekler Allah'ın emrinden çıkmayan varlıklardır. Ayetlerde meleklerin yaratılışı şu şekilde bildirilir: Ayette geçen ifadeden de anlaşıldığı üzere, melekler görünüm itibariyle insanlardan çok farklıdırlar. Nitekim Allah yukarıdaki ayette "O yaratmada dilediğini artırır" ifadesiyle de farklı yaratış şekilleri olduğunu haber vermiştir. Ey iman edenler, kendinizi ve yakınlarınızı ateşten koruyun ki onun yakıtı insanlar ve taşlardır; üzerinde oldukça sert, güçlü melekler vardır. Allah kendilerine neyi emretmişse ona isyan etmezler ve emredildiklerini yerine getirirler. (Tahrim Suresi, 6) Meleklerle ilgili bilinmesi gereken bir diğer önemli gerçek ise insandan önce meleklerin yaratılmış olmasıdır. Nitekim Allah ilk insan olan Hz. Adem'i yaratacağı zaman bunu meleklere bildirmiş ve onlara Hz. Adem'e secde etmelerini emretmiştir. Aynı zamanda Allah Hz. Adem'e meleklerden farklı bir ilim vermiş ve ona eşyanın isimlerini öğretmiştir. Melekler ise bu ilmi bilmemektedirler. Bütün bu gerçekler Kuran'da şöyle bildirilmektedir: ATEŞTEN YARATILAN CİNLER Melekler gibi cinler de insanlardan farklı bir yaratılışa sahiptirler. Allah insanın balçıktan, cinlerin ise ateşten yaratıldığını aşağıdaki ayetlerde şöyle haber verir:Andolsun, insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık. Ve Cann'ı da daha önce 'nüfuz eden kavurucu' ateşten yaratmıştık. (Hicr Suresi, 26-27) Allah Kuran'da insanların ve cinlerin yaratılış amaçlarını da bildirmektedir. Konuyla ilgili ayet şöyledir: Allah gerek meleklerin gerekse cinlerin insanlardan farklı yaratılış özelliklerine sahip olduklarını Kuran'ın pek çok ayetinde bildirilmiştir. Örneğin ayetlerde cinlerin eşya nakledebilme özellikleri haber verilmektedir: (Elçinin gitmesinden sonra Süleyman:) "Ey önde gelenler, onlar bana teslim olmuş (Müslüman)lar olarak gelmeden önce, sizden kim onun tahtını bana getirebilir?" dedi. Cinlerden ifrit: "Sen daha makamından kalkmadan, ben onu sana getirebilirim, ben gerçekten buna karşı kesin olarak güvenilir bir güce sahibim." dedi. (Neml Suresi, 38-39) Allah için yaratmak çok kolaydır, hiçbir sebebe gerek duymaksızın yoktan var edendir. Cinleri ve melekleri nasıl farklı şekillerde ve yoktan var ettiyse, insanı da evrime gerek olmadan, ayrı bir varlık olarak yoktan var etmiştir. Aynı durum hayvanlar ve bitkiler gibi diğer canlılar için de geçerlidir. Allah bu canlıların hiçbirini evrimleştirmeden, yani türleri başka türlere dönüştürmeden bir anda yoktan var etmiştir. Aralarda yaşanan safhalar ise, daha önce belirttiğimiz gibi Allah'ın dünya hayatının bir imtihan yeri olması dolayısıyla yarattığı sebeplerdir. Ama bunların hiçbir şekilde evrimci tesadüflerle, başıbozukluklarla ilgisi yoktur. Her biri Allah'ın kudreti ve hakimiyetiyle meydana getirdiği kusursuz sistemlerin bir sonucudur. HAZRETİ İSA'NIN ÇAMURDAN YAPTIĞI KUŞUN CANLANMASI İsa Peygamber ayette geçen ifadeyle "... O, dünyada ve ahirette 'seçkin, onurlu, saygındır' ve (Allah'a) yakın kılınanlardandır." (Al-i İmran Suresi, 45) Allah Hz. İsa'ya dünya hayatında çeşitli mucizeler lütfetmiştir. Babasız olarak dünyaya gelmiş, beşikteyken konuşmuş ve hastaları mucizevi şekilde iyileştirmiştir. Ayrıca Hz. İsa çamurdan kuş biçiminde bir şey yapıp, onun içine üfürdüğünde kuş Allah'ın dilemesiyle hayat bulmuş, canlanmıştır. Bu gerçek Kuran'da şöyle bildirilmektedir:İsrailoğullarına elçi kılacak. (O, İsrailoğullarına şöyle diyecek:) "Gerçek şu, ben size Rabbinizden bir ayetle geldim. Ben size çamurdan kuş biçiminde bir şey oluşturur, içine üfürürüm, o da hemencecik Allah'ın izniyle kuş oluverir... (Al-i İmran Suresi, 49) Allah şöyle diyecek: "Ey Meryemoğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi hatırla. Ben seni Ruhu'l-Kudüs ile destekledim, beşikte iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun. Sana kitabı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğrettim. İznimle çamurdan kuş biçiminde (bir şeyi) oluşturuyordun da (yine) iznimle ona üfürdüğünde bir kuş oluveriyordu"... (Maide Suresi, 110) Allah bu şekilde sebepsiz bir şekilde canlı oluşturmakta, ona can vermektedir. Bu, Allah'ın bir mucizesi ve evrime inanan bazı Müslümanların göz ardı ettikleri önemli bir gerçektir. Buna çok benzer bir başka örnek ise Hz. İbrahim'le ilgili bir olayın haber verildiği bir ayette geçmektedir. Aşağıdaki ayette de Allah'ın cansız varlıklara mucizevi şekilde can verdiği bildirilmektedir. Allah yaratmak için hiçbir sebebe ihtiyaç duymayandır:Hani İbrahim: "Rabbim, bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster" demişti. (Allah ona:) "İnanmıyor musun?" deyince, "Hayır (inandım), ancak kalbimin tatmin olması için" dedi. "Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır, sonra onları (parçalayıp) her bir parçasını bir dağın üzerine bırak, sonra da onları çağır. Sana koşarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir." (Bakara Suresi, 260) HAZRETİ MUSA'NIN ASASININ YILAN OLMASI Allah Hz. Musa’ya da Hz. İsa gibi mucizeler vermiştir. Bilindiği gibi Hz. Musa, Allah’ın izniyle denizi yarıp kavmini Firavun’un ordusundan kurtarmıştır. Ayrıca yine Hz. Musa’nın asası da Allah’ın izniyle bir yılan haline gelmiştir. Bu gerçek Kuran’da şöyle bildirilmektedir: "Sağ elindeki nedir ey Musa?" Allah için yaratmak çok kolaydır, O, hiçbir sebebe gerek duymaksızın yoktan var edendir. Cinleri ve melekleri nasıl farklı şekillerde ve yoktan var ettiyse, insanı da evrime gerek olmadan, ayrı bir varlık olarak yoktan var etmiştir. Aynı durum hayvanlar ve bitkiler gibi diğer canlılar için de geçerlidir. Allah bu canlıların hiçbirini evrimleştirmeden, yani türleri başka türlere dönüştürmeden bir anda yoktan var etmiştir. Bunun için ayetlerde bildirildiği üzere, sadece "Ol" emrini vermesi, yani dilemesi yeterlidir:O, gökleri ve yeri hak olarak yaratandır. O'nun "Ol" dediği gün (herşey) oluverir, O'nun sözü haktır… (Enam Suresi, 73) Dirilten ve öldüren O'dur. Bir işin olmasına hükmetti mi, ona yalnızca: "Ol" der, o da hemen oluverir. (Mümin Suresi, 68) Bu durumda inançlı kimselerin bu açık gerçeğe karşı zorlama izahlar getirmeleri, "Allah canlıları evrimle yaratmıştır", "yaratırken mutasyonları, doğal seleksiyonları, maymundan insana geçiş aşamalarını kullanmıştır" şeklinde tutarsız iddialarda bulunmaları büyük bir yanılgıdır. HZ. ZEKERİYA'NIN KISIR EŞİNDEN ÇOCUĞUNUN OLMASI Kuran'da örnek verilen mucizevi yaratılış şekillerinden biri de Hz. Zekeriya'nın eşi kısır iken bir çocuk ile müjdelenmesidir. Ayetlerde şu şekilde buyrulmaktadır: CENNET VE CEHENNEMDE DE EVRİMLE YARATILIŞ YOKTUR
Yüce Allah, insanları ölümlerinden sonra, ahiret hayatlarına uygun olarak yeniden ve farklı bir biçimde yaratacağını bildirmiştir. İnsanlar dünyada evrim olmadan yaratıldıkları gibi, ahiret hayatları için de herhangi bir evrim süreci yaşanmadan, Allah'ın "Ol" emriyle, bir anda diriltileceklerdir. Aynı şekilde Yüce Rabbimiz, insanlar gibi, cennet ve cehennemdeki tüm varlıkları da evrim ile yaratmamıştır. Ayetlerde bildirilen cehennem bekçileri, zebaniler ve cennetteki huriler de Yüce Rabbimiz'in hiçbir sebep olmaksızın yoktan var ettiği varlıklardır. Kuran’da yer alan, insanın ölümden sonra yeniden yaratılışı ve ahiretteki varlıklarla ilgili ayetlerden bazıları şu şekildedir: KALU BELA GERÇEĞİ VE YARATILIŞ Kuran’da bildirilen ve İslam alimlerinin “Kalu Bela” olarak tanımladıkları olay da evrimsel yaratılış savunucularının yanılgılarını ortaya koymaktadır: Yüce Rabbimiz, Araf Suresi’nin 172. ayetinde şu şekilde buyurmaktadır: Hani Rabbin, Ademoğullarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendi nefislerine karşı şahidler kılmıştı: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" (demişti de) onlar: "Evet (Rabbimiz'sin), şahid olduk" demişlerdi. (Bu,) Kıyamet günü: "Biz bundan habersizdik" dememeniz içindir. Görüldüğü gibi, insanın yaratılışı konulu tüm ayetlerde olduğu gibi, bu ayette de evrimle olan bir yaratılıştan bahsedilmemektedir. KURAN'DA DİRİLİŞ ÖRNEKLERİ Yaratma da diriltme de tamamen Allah'ın elindedir ve Allah'ın, aynı yaratmada olduğu gibi diriltmede de bir sebebe ihtiyacı yoktur. Bunun Kuran'da pek çok örneği vardır. Kuran'da bildirildiği gibi, insan ölüp toprağa karıştıktan sonra ahiret gününde yeni bir yaratılışla diriltilecektir. Ayetlerde şu şekilde bildirilir:Bu, şüphesiz, onların ayetlerimizi inkar etmelerine ve: "Biz kemikler haline geldikten, toprak olup ufalandıktan sonra mı, gerçekten biz mi yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?" demelerine karşılık cezalarıdır. Görmüyorlar mı; gökleri ve yeri yaratan Allah, onların benzerini yaratmaya gücü yeter ve onlar için kendisinde şüphe olmayan bir süre (ecel) kılmıştır. Zulmedenler ise ancak inkarda ayak direttiler. (İsra Suresi, 98-99) Ayetlerde de görüldüğü gibi, inkar edenler, insanların ölüp, toprak olduktan sonra yeniden yaratılacaklarına inanmamaktadırlar. Bu örnek evrim teorisinin içinde bulunduğu durumu da özetlemektedir. Çünkü kıyamet gününde insanların bedenlerini yoktan var edecek olan Rabbimiz, ilk insan olan Hz. Adem'i de yoktan var etmiştir. Bu ayetler Kuran'a inanan, ancak evrim düşüncesini savunmada ısrarlı davranan inanç sahibi kişiler için de çok büyük önem taşımaktadır. Allah, "Andolsun, sizi ilk defa yarattığımız gibi (bugün de) 'teker teker, yapayalnız ve yalın (bir tarzda)' Bize geldiniz ve size lütfettiklerimizi arkanızda bıraktınız..." (Enam Suresi, 94) ayeti ile de insanın ahiret gününde yeniden yaratılışına işaret etmektedir. Ayette insanların ahiretteki yaratılışlarının "ilk yaratılışları" gibi olduğu açıklanmaktadır. Ölüp toprak haline gelen insan, ahirette yeniden bir yaratmayla yoktan yaratılacaktır ve insan halinde olacaktır. Dolayısıyla insanın ilk yaratılışı da buna benzemektedir ve aşama aşama değil, bir anda, mucizevi şekilde gerçekleşmiştir. Kuran'da yeniden diriliş ile ilgili daha pek çok örnek bulunmaktadır. Örneğin Hz. Musa'nın kavmine Allah böyle bir olay yaşatmıştır. Allah bu kavmi öldürüp, sonra da diriltmiştir. Bu olay Kuran'da şöyle anlatılır: Kuran'daki bir başka kıssada ise bir başka ölüp-dirilme olayına rastlanmaktadır. Olay yine Hz. Musa'nın kavminin başından geçmiştir. Allah bu kişilere öldürdükleri cesede daha önceden kestikleri ineğin bir parçasıyla vurmalarını emretmiştir. Allah, bunu ayette de belirtildiği gibi, bu insanlara ölüleri dirilttiğini göstermek ve onların imanlarını sağlamlaştırmak için yapmıştır. Bu apaçık bir mucizedir. Ancak ayetin devamında da görüleceği gibi, bu mucizenin ardından bu kişilerin kalpleri yine katılaşmıştır. Bu olay Bakara Suresi'nde şöyle anlatılır:Hani siz bir kişiyi öldürmüştünüz ve bu konuda birbirinize düşmüştünüz. Oysa Allah, gizlediklerinizi açığa çıkaracaktı. Bunun için de: "Ona (cesede, kestiğiniz ineğin) bir parçasıyla vurun" demiştik. Böylece, Allah ölüleri diriltir ve size ayetlerini gösterir; ki akıllanasınız. Bundan sonra kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı. Çünkü taşlardan öyleleri vardır ki, onlardan ırmaklar fışkırır, öyleleri vardır ki yarılır, ondan sular çıkar, öyleleri vardır ki Allah korkusuyla yuvarlanır. Allah yaptıklarınızdan gafil (habersiz) değildir. (Bakara Suresi, 72-74) Diğer bir örneği de Allah şöyle bildirmiştir: İşte Allah, size ayetlerini böyle açıklar; ki akıl erdiresiniz. Binlerce kişinin ölüm korkusuyla yurtlarından çıktıklarını görmedin mi? Allah onlara: "Ölün" dedi, sonra da onları diriltti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı fazl sahibidir. Ancak, insanların çoğunluğu şükretmez. (Bakara Suresi, 242-243) Bu konuda Kuran'da verilen örneklerden biri de Kehf Ehli'dir. Bu kıssayı diğerlerinden ayıran fark, Kehf Ehli'nin öldürülmemesi, sadece bir insanın normal ömründen çok daha uzun süren bir uykuya dalmalarıdır. Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar ve dokuz (yıl) daha kattılar. De ki: "Ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybı O'nundur. O, ne güzel görmekte ve ne güzel işitmektedir. O'nun dışında onların bir velisi yoktur. Kendi hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz." (Kehf Suresi, 25-26) Kuran'da verilen bu gibi örnekler Allah'ın yaratma ve öldürme konusunda hiçbir sebebe ihtiyacı olmadığını açıkça göstermektedir. EVRİMCİLERİ ÇIKMAZA DÜŞÜREN BİR GERÇEK: BALARISININ DAVRANIŞLARI Allah Kuran'da balarısına vahyettiğini ve ona ne yapması gerektiğini bildirdiğini söylemektedir. Bu gerçek Nahl Suresi'nde şöyle yer almaktadır:Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen birtopluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır. (Nahl Suresi, 68-69)
Bir böceğin altıgen açılarından haberdar olması, balmumunun formülünü keşfederek, bunu vücudunda üretmesini sağlayacak sistemler tasarlaması, daha sonra bu gibi bilgileri DNA'sına kendi kendine yerleştirmesi ve bu sayede diğer türdeşlerinde de aynı özelliklerin olmasını sağlaması elbette imkansızdır. Hayvanlardaki bu gibi özelliklerin incelenmesi, canlılardaki yüksek şuuru ve kusursuz yaratılışı bize tanıtır. Bu gibi bilgiler sayesinde Yüce Rabbimiz'in gücünün benzersizliğini bir kere daha anlarız. Allah dilediği canlıyı dilediği özelliklerde yaratmaya güç yetirendir. Allah sınırsız güç sahibi olandır, herşeyin Malikidir. HZ. SÜLEYMAN'IN KARINCANIN DİLİNDEN ANLAMASI Önceki bölümde de değinildiği gibi, evrimcilerin iddiasına göre canlılar kör tesadüflerin, rastgele oluşumların eseridirler. Onlara göre hayvanlar şuursuz varlıklardır. Ancak bu hayali evrimci iddiayı kanıtlayan tek bir delil yoktur. Buna rağmen evrimcilerin iddialarını geçersiz kılan çok sayıda kanıt mevcuttur.
Görüldüğü gibi, ayette bir karıncanın diğer karıncalara hitap ettiği haber verilmektedir. Şuursuz tesadüflerle ortaya çıktığı iddia edilen bir hayvanın kendi toplumuna hitap etmesini sağlayacak özel bir haberleşme sistemine sahip olması, üstelik onları akla ve mantığa davet etmek gibi bilinçli davranışlarda bulunması elbette söz konusu olamaz. Ancak Allah'ın yaratmasıyla varlık bulan bir canlı, Allah dilediği takdirde yine O'nun dilediği kadar şuurla hareket edebilir ve böyle bir varlıkla iletişim kurmak da –Allah'ın izniyle- mümkün olabilir. Evrim teorisinin gerçek dışı iddiasına göre büyük bir şuursuzluk içinde olmaları gereken canlılar, bu iki örnekte de görüldüğü gibi, gerçekte büyük bir akıl sergilemektedirler. Bu durumdaki olağanüstülüğü Darwinistlerin anlamasını -samimi olarak düşünen ve vicdanlı hareket edenleri tenzih ederiz- bekleyemeyiz belki. Fakat Allah'ın varlığına ve gücüne iman ettiğini söyleyen bir kişinin ayetlerdeki bu bilgiler üzerinde mutlaka düşünmesi gerekmektedir. Çünkü bu yaratılış gerçekleri evrimcilerin tesadüf iddialarını açıkça geçersiz kılmaktadır. Bu durum ise evrimin savunulacak hiçbir yanının olmadığını bir kez daha göstermektedir. YARATILIŞ BİR MUCİZEDİR Bazı Müslümanların evrim fikrine itibar etmesinin kökeninde, Allah'ın dilediği anda dilediğini yaratma ve yok etme gücünü göz ardı etmelerinin önemli bir rolü vardır. Söz konusu Müslümanlar, doğa kanunlarının sabit ve değişmez olduğunu ve hiçbir olayın doğa kanunları dışında gerçekleşmeyeceğini varsayan "natüralist" dogmanın etkisi altında düşünmektedirler. Oysa bu çok büyük bir yanılgıdır. Çünkü "doğa kanunları" dediğimiz kavramlar, Allah'ın maddeyi belirli bir düzen içinde yaratmasından ve korumasından kaynaklanmaktadır. Bunlar maddenin bizzat kendisinden kaynaklanan özellikler değildir. Dolayısıyla bu kanunları Allah belirlediği gibi, dilediği zaman da bunları değiştirmeye güç yetirendir. Rabbimiz dilediği zaman kullarına mucizeler gösterir. Örneğin Kehf Ehli'nin 300 yıldan fazla bir süre canlı kalması, doğa kanunlarının dışında kalan bir mucizedir. Allah'ın önce öldürüp sonra da dirilttiği insanlar da birer mucizedir. Her olay –mucizeler de bizim doğa kanunu olarak adlandırdıklarımız da- Allah'ın yaratmasıyla gerçekleşmektedir. Burada anlaşılması gereken husus, Allah'ın Kendi yaratmış olduğu kanunlara asla tabi olmadığıdır. Allah dilerse, doğa kanunlarının tümünün zıttı fiiller meydana getirir. Bu, Allah için çok kolaydır.
Evrim teorisine aldanmış olan bazı Müslümanlar, Darwinistlerin fikri temelini oluşturan natüralist dogmadan etkilenmiş oldukları için, canlıların ve insanın kökenini de yalnızca doğa kanunlarına göre açıklamaya çalışmaktadırlar. Allah'ın bu doğa kanunları ile sınırlanmış bir yaratılışla canlıları var ettiğini düşünmekte (Allah'ı tenzih ederiz), dolayısıyla mutasyon, doğal seleksiyon, türleşme gibi kavramları kullanarak bir türün diğerine dönüşmesi yoluyla yaratılış olduğunu zannetmektedirler. Oysaki bir Müslümanın böyle bir "natüralist" mantığa kapılması çok hatalı olur, çünkü Kuran'ın pek çok ayetinde bildirilmiş olan mucizeler, bu mantığın yanlış olduğunu açıkça göstermektedir. Nitekim Kuran'da canlıların ve insanın yaratılışı konusundaki ayetlere baktığımızda, bu yaratılışların başıboş doğa kanunları içinde değil, mucizevi şekilde olduğunu açıkça görürüz. Allah canlıların yaratılışını şöyle açıklamaktadır: Ayette karada yaşayan temel canlı grupları (sürüngenler, kuşlar ve memeliler) bildirilmekte ve bunları Allah'ın sudan yarattığı haber verilmektedir. Dikkat edilirse, bu canlı grupları evrim teorisinin öngördüğü gibi "birbirlerinden" değil, "sudan" yaratılmışlardır. Yani ortak bir malzemeyi Allah'ın şekillendirmesiyle ayrı ayrı var edilmişlerdir. Bu ortak malzemenin su olduğu gerçeği, bugün bilimsel verilerle de açıkça ortadadır. Su, dünyadaki her canlının vücudunun en temel unsurudur. Memelilerde vücudun yaklaşık % 70'i sudur. Her canlı, vücudundaki su sayesinde hücre içi, hücreler arası ve dokular arası ulaşımı sağlar. Su olmadan canlılığın olamayacağı herkes tarafından kabul edilen bir gerçektir. İşin ilginç tarafı, bazı Müslümanların yukarıdaki ayeti yanlış yorumlayarak evrim teorisine uygun bir anlam vermeye çalışmalarıdır. Oysaki söz konusu "sudan yaratılma" gerçeğinin, evrim teorisiyle hiçbir ilişkisi olmadığı çok açıktır. Evrim teorisinin, "her canlının sudan çıkıp evrimleştiği" gibi bir iddiası yoktur ki, böyle bir ilişki kurulsun. Aksine teori, canlı türlerinin birbirlerinden türediklerini ileri sürmektedir ki, bu iddia her farklı canlı grubunun sudan yaratılmış (yani ayrı ayrı yaratılmış) olduğu gerçeğiyle tamamen çelişkili bir iddiadır. İNSANIN ÇAMURDAN YARATILIŞI Allah Kuran'da insanın yaratılışının da mucizevi bir biçimde olduğunu haber verir. İlk insan, Allah'ın çamuru şekillendirip insan bedeni haline getirmesi ve ardından bu bedene ruh üflemesiyle yaratılmıştır: Şimdi onlara sor: Yaratılış bakımından onlar mı daha zorlu, yoksa Bizim yarattıklarımız mı? Doğrusu Biz onları, cıvık-yapışkan bir çamurdan yarattık. (Saffat Suresi, 11) Dikkat edilirse ayetlerde insanın -bazı Müslümanların iddia ettiği gibi- "maymundan" veya bir başka canlı türünden değil, cansız bir madde olan çamurdan yaratıldığı özellikle belirtilmektedir. Allah cansız çamuru mucizevi bir biçimde insana dönüştürmüş ve bu bedene ruh üflemiştir. Bunda hiçbir "doğal evrim süreci" yoktur, Allah'ın doğrudan mucizevi yaratışı vardır. Nitekim Allah'ın aşağıdaki ayette bildirdiği "iki elimle yarattığım" şeklindeki müteşabih ifade de, insanın doğrudan Allah'ın kudretiyle yaratıldığını gösterir:(Allah) Dedi ki: "Ey İblis, iki elimle yarattığıma seni secde etmekten alıkoyan neydi? Büyüklendin mi, yoksa yüksekte olanlardan mı oldun?" (Sad Suresi, 75) Kısacası Kuran'da insanın ve canlıların yaratılışı hakkında hiçbir "evrim" açıklaması yer almamakta, aksine tüm canlıların ve insanın Allah'ın mucizesi olarak su ve toprak gibi cansız maddelerden yaratıldığı bildirilmektedir. Buna karşın İslam tarihinde, eski Yunan felsefesinden etkilenerek, bu felsefedeki materyalist ve evrimci öğeleri benimseyen ve sonra da bunu Kuran'a uygun hale getirmeye çalışanlar olmuştur. Büyük İslam alimi, büyük müceddid İmam Gazali, kendi devrinde ortaya çıkan bu akımlara "Felsefenin Sefaleti"nde ve diğer eserlerinde cevap vermişti. Ancak evrim teorisinin 19. ve 20. yüzyılda dünyada yayılmasıyla birlikte, İslam dünyasında da yeniden "evrimci yaratılış" yanılgıları ortaya çıkmıştır. Bir sonraki bölümde, bu tezleri savunan Müslümanların yanılgıları ve delil olarak kullanmaya çalıştıkları Kuran ayetlerini yorumlamadaki hataları açıklanacaktır. |
|---|
![]() |
|---|